internetten paylaşım

  • Bu yazıyı sana değer vermek istediğim için gönderiyorum.
    BU YAZI: İNTERNETTE PAYLAŞIM YAPAN VE TARTIŞANLARA GELSİN
    Bütün din hizmetlerine koşuyorum, internette ben de hizmet etmeye çalışıyorum,
    acaba kaç kişinin internetten hidayetine sebeb oldum??
    Oldum mu acaba?
    EE ee adam yamuk yumuk konuşuyor.. vereceksin ağzının payını, meydanı boş bulmuşlar,
    ben kimseyi havlatmam kardeşim, boş geçmeyeceksin,
    doğrumu???
    o kadar paylaşım yapan arkadaşım var ki, bende paylaşıyorum, beğene basıyorum,
    Hımmm. acaba bunu Allah için mi yapıyorum, nefsim içinmi, tabiiki Allah için..
    Hımmmm . Allah için olsaydı, şimdiye kadar bir sonucu, olurdu. biyerde bi yanlışlık var
    ama nerede bilemedim. millet cahil kardeşim. anlamıyorlar.
    Acaba benim anlamadığım birşey olmasın???
    Acaba kaç kişinin hidayetine vesile oldum?? ıı ıı yok
    Acaba kaç kişiyi küstürdüm?? sayısı çok
    Acaba kaç kişiyi sövdürdüm? haddi hesabı yok
    Acaba sövüp saymalarına sebeb olduklarımın günahından dolayı banada günah yazılırmı?
    Yazdıklarım benim kişisel görüşümdür.. diyorum ama !!!
    Allah: (Haşa) bunlar senin kişisel
    düşüncelerindir. bir vebali yoktur.... dermi?
    Aslında sizi seviyordum, arasıra yardımda ediyordum, paylaşımlarınızı görünce,
    sizinle benim işim olmaz.. dedirttiğim kişilerlede bi günahım yoktur heralde...
    Yazdıklarımı anlamıyorsan okuma, sana oku diyormuyum, çık sayfamdan, dediklerimlede sıkıntı
    olmaz heralde.. bu benim kişisel görüşüm...
    Karşıdakinin terazisine göre konuşamam kusura bakma. benim kantarın topuzu ağır,
    işine geliyorsa bu böyle.. dediklerimede Allah günah yazmaz..
    bunlar benim kişisel görüşüm çünkü..
    Ben kalabalıkta eşek kuyruğuda keserim, at a nal da çakarım ... hımm
    Çöpü karıştıranlara temizliği anlatmak benim görevim.. hmmm
    Ama benim çöplükte ne işim var. günlük çöp karıştıranlarla takılırsam bana pisliği veya
    kokusu üzerime bulaşmaz mı? .. olsun. bunlar benim kişisel düşüncelerim.
    Allah bana günah niye yazsın. ben doğruları söylüyorum. herkes işine baksın hımm.
    ama nasıl cevap veriyorum değil mi? Lafı koyduğumda ateş çıkarttırıyorum. afferim bana...
    Aile içinde veya akraba içinde bile tartışamadığımı burada bangır bangır yazıyorum.
    kusura bakmasın kimse kırarım. -her doğru her yerde söylenmez!!! he .. şimdi
    söyleyemeyeceksek
    ne zaman söyleyecez..
    aslında büyük bildiklerim, eşek bile demezdi, merkep diyecekleri zaman afedersiniz
    merkep derlerdi. ama ben burada döktürüyorum, sahtekar, şerefsiz, kahpe, hain...
    muhatabımın dilinden cevaplayıp ağzının payını veriyorum,

    YUKARIDA YAZILANLAR SENİN DÜŞÜNCEN OLABİLİR
    ACABA PEYGAMBERİMİZ NE BUYURUYOR!!!
    DİN; NASİHATTİR. buyuruyor peygamberimiz.
    Nasihat nedir?
    Söyleneni (emredileni) yapmaktır
    Sen: söyleneni yapıyor musun?
    Kimler nasihati tutmaz? (emredileni yapmaz?)
    AHMAK olanlar.
    Aklı olup da aklını kullanmayana veya kullanamayana ahmak denir.
    Ahmak, aklı az, görüşü kısa,
    basiretsiz, kötü huylu kimsedir. Kârını ve zararını iyi düşünemez.
    Hikmet, iyiyi kötüden, hakkı bâtıldan ayıran kuvvettir.
    Hikmetin lüzumundan az olmasına ahmaklık denir.
    Ahmak, hayrı, şerri birbirinden tam ayıramaz.
    Ahmağa verilecek en güzel cevap ancak sükuttur. (İbni Hibbân)
    Ahmağın kalbi ağzında, akıllının dili kalbindedir.
    Yani ahmak sır saklayamaz, akıllı sırrı ifşa etmez.
    Ahmağa nasihat kâr etmez.
    Ahmakla arkadaşlıktan sakın. Çünkü, sana iyilik edeyim derken, zararı dokunur.
    (Hazret-i Ömer)
    İnsanların en ahmağı zekasına en çok güvenendir. İnsanların en akıllısı da, suçu
    kendinde arayan ve bilmediklerini âlimlere soran kimsedir.
    Hazret-i İsa, (Körleri iyileştirmek, ölüleri diriltmek zor gelmedi. Ama ahmağa,
    doğru sözü anlatamadım) buyurdu.
    Ahmaklık, kârını zararını bilmemek, iyiyi kötüyü ayıramamak, körü körüne bir şeye
    saplanıp gitmektir. İyilik yapıyorum sanarak kötülük eder, fitneye sebep olur.
    Susulacak yerde konuşur. Çeşitli zararlara sebep olur. Atalarımız,
    (Ürümesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir) demişlerdir.
    Ahmak insanı iknaya çalışmak da boşunadır. Ona ne söylense faydasızdır.
    Fayda yerine zararı olur. Tartışmaya hiç gelmez
    Ahmak olan kimse, iyilik ettiğini sanarak kötülük eder, fitneye sebep olur.
    Susulacak yerde konuşur. Çeşitli zararlara sebep olur. Bundan dolayı,
    (Fazla samimi olmamalı, ona sır vermemeli ve onunla konuşurken çok dikkatli olmalı)
    “Ahmaklık ve gaflet, amaç doğru olduğu halde yanlış yol
    takip etmek ve yanlış yöntem kullanmaktır. Kısaca ahmak, amacı doğru olmasına rağmen yanlış yol
    takip eden ve amaca ulaşacağı yolda ilerlerken yanlış hareket edendir.
    "Ahmaklık aklın defolusudur. Küçük bir tamirle ıslah olabildiği gibi, şifasız da kalabilir.
    "Ahmakla arkadaşlıktan sakın!
    Ahmak yırtık elbise gibidir.
    Bir yanını yamadıkça,
    rüzgar, Zayıf bir yanını daha yırtar
    Yahut parça parça olan cam gibi!
    Parçalanınca yamanan cam gördün mü?
    Ya da çarşı merkebi gibi,
    doyurunca Isırır insanları;
    anırır acıkınca
    Yahut kötü çocuk gibi,
    aç bırakınca Çalar, günah işler doyunca
    Yerdiğinde vazgeçmesi için, İfsad eder meclisi ahmaklığıyla!"

    Enam Suresi ayet 108'de "Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyin;
    sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler."
    Allah'ına, peygamberine, mürşidine, ait olduğun topluluğa sövdürtmek???
    Neymiş efendim Allah'ın emri: hiç kimse senin sebebinle Allaha ve onun yoluna
    sövmemeledir. Buna sebeb olmak haramdır. Allah'ın emridir.

    Sual: Doğrunun meydana çıkması için, tartışmak faydalı değil mi?
    CEVAP
    Hayır, tartışarak kimseyi ikna etmek mümkün olmaz. Ayrıca, hiçbir tartışma iki tarafı da
    memnun etmez. Bir taraf karşı tarafı yenerse, karşı taraf yenildiği için üzülür.
    Onun için, (Tartışma dostun dostluğunu azaltır, düşmanın düşmanlığını artırır)
    buyurmuşlardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Münakaşa etmeyen ve kimseyi incitmeyen Müslüman Cennete girer.) [Tirmizi]
    haklı olduğu halde münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.) [Taberani]
    (Haklı da olsa, münakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz.) [İbni Ebi-d-dünya]
    (Mücadelede ısrar edeni Allahü teâlâ sevmez.) [Buhari]
    (Mücadele ve münakaşayı terk edin, çünkü iki taraftan birinin söylediği yanlıştır.
    Neticede iki taraf da günaha girer.) [Ramuz]
    Hadis-i şerifte, (Hitabeti kuvvetli ve tartışmacı olan, faydalı amelden mahrum kalır)
    buyurulmuştur.
    Tartışan, karşısındakinin, ilmine kıskançlık duyar, onu çekemez. Bu da hasede yol açar.
    Bir hadis-i şerif meali:
    (Hased, ateşin odunu yediği gibi, hasenatı [iyilikleri, sevabları] yer.) [İbni Mace]
    Tartışmanın galibi de, mağlubu da zarardadır. (Falanca, bana ne numaralar çekti,
    ama yemedim, pes demeye mecbur kaldı) der, kendini üstün görmeye çalışır.
    Bu ise felakettir.
    Tartışmacı, kendini üstün görme hastalığından kurtulamaz. Hep kendisinin hâkim
    olmasını, kendisinin konuşmasını ister.
    (Gerçeklerin gizli kalmaması, ortaya çıkması için konuşuyorum) der.
    Kin tutmaya yol açar: Tartışmacının düşüncesi kabul görmezse, karşısındakine kin besler,
    bazen ömür boyu onu affetmez. Kin imana da zarar verir.
    Tartışmacı, muhatabının yenilerek kötü duruma düşmesine sevinir. Hâlbuki sâlih kimse,
    böyle düşünmez.
    Arkadaşını mağlup etmekle övünülen bir cemiyette, kardeşliğin tesisi mümkün olur mu?
    Tartışmacı, karşıdakinin gizli kusurlarını araştırmaktan kendini alamaz.
    Nerede ne demiş diye araştırır. Hâlbuki Allahü teâlâ, başkalarının kusurlarını
    araştırmayı yasaklamıştır.
    Tartışmacı başkalarının gözüne, gönlüne girebilmek için bazen demagojiye sapar.
    Tartışma, Hakkı kabul etmemeye sebep olur
    (Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmemek için inat gösterendir.)
    [Buhari]
    Enes bin Malik “tartışmanın dinde yeri yoktur, tartışma kalpleri katılaştırır,
    kin ve nefret doğurur” buyurmaktadır.
    İmam Gazali hazretleri, ancak şöhret için uğraşan tartışmayı sever,
    şöhret ise afettir” der.
    Münakaşa dostluğu zayıflatır insanları birbirlerinden uzaklaştırır.
    İnsanlar arasında kibir ve hasedin yayılmasına neden olur.
    Enes bin Malik hazretleri bildiriyor: Biz bir gün dini bir konuda tartışırken,
    Resulullah efendimiz yanımıza geldi. Bize öyle öfkelenmişti ki, hiç böylesini
    görmemiştik. Buyurdu ki:
    (Bırakın tartışmayı! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldu.
    Tartışmanın faydası yoktur, tartışma zararlıdır. Mümin münakaşa etmez.
    Münakaşa edene şefaat etmem. (taberani)
    Hadis-i şerifte, (Allah-u Teâlâ’nın en çok buğz ettiği kul, tartışmada
    ileri gidendir) buyrulmaktadır.
    Münakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde üstünlüğünü ispata çalışmaktır.
    Bu ise karşıdakini cehalet ve ahmaklıkla itham etmektir.
    Bu da düpedüz düşmanlıktır. Hadisi şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Konuşurken itiraz etmeyene veya haklı olduğu halde, münakaşayı terk edene,
    Cennette bir köşk verilir.)
    Münakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde üstünlüğünü ispata çalışmaktır.
    Bu düpedüz düşmanlıktır. Kendini karşısındakinden üstün görmek ise kibirdir.
    Bu yönüyle münakaşa güzel ahlakın zıddıdır. Halbuki müslüman güzel ahlaklı olmalıdır.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile,
    güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) (hakim)
    İyi insan çevresindeki kimselerle münakaşa etmez, insanların kusurlarını yüzüne vurmaz
    İyi insan dinin yarısının ahlak olduğunu bilir ve insanlara saygı ile yaklaşır.
    Dilini doğru kullanır, insanları incitecek söz ve eylemden kaçınır.
    İyi insan mütebessimdir, sözü doğru ve yerinde kullanır
    İyi insan çok konuşmaz vakti israf etmez
    İnsanlarla muhalefet etmez, vakarlıdır, münakaşa edenlerin yanında durmaz.
    Salih kimselerle oturup kalkar, boş sözle vakit harcamaz, insanları iyiliğe çağırır
    Hasan bin Ali Berbehârî (rahmetullahi teâlâ aleyh) buyur­dular ki:
    "Münâkaşaya oturmak, fayda kapılarını kapatır."
    Evliyânın meşhurlarından Ebû Bekr bin Sa´dân (rahmetullahi teâlâ aleyh)
    kimseyle münâkaşa etmeye izin vermezdi. Herkesi münâkaşadan meneder,
    ancak nasîhat için bir başkasına söz söylemeğe izin verirdi. Buyurdu ki:
    "Bir kimse, Allahü teâlâdan gâfil olduğu hâlde, münâzara etmek için oturursa,
    onun için üç ayıp vukû bulur. Birincisi; münâzara et­tiği kimseye cidâl ve bağırıp
    çağırmaktır ki, o kişi bundan men edilmiştir. İkincisi; halka karşı kendini üstün
    görmek sevgisi ki, o kişi bundan men edilmiştir. Üçüncüsü; münâzara ettiği kimseye
    gadap, öfke ve kindir ki, o kimse bundan men edilmiştir. Allahü teâlâ bunları haram
    kılmıştır."
    Allah Rasulü de şöyle buyurur: “Cenab -ı Allah’a göre insanların en sevimsizi,
    edepsizce çekişip tartışandır.”
    Bir şey tartışılırsa, karşı tarafın ve dinleyenlerin kafası karışır.
    “Kesinlikle münakaşa etme, münakaşanın sıkıntısı eksik olmaz.” (Hadis Ans: 4/191)
    Hz. Peygamber, kimse ile münakaşa etmemiş, yapmış, yaşamış, güzel davranmıştır.
    Bu bile karşı tarafın Müslüman olmasına, teslim olmasına yetmiştir.
    “Kul şakayı, yalanı haklı olsa da münakaşayı terk etmedikçe hakiki imana ulaşamaz.” (Age)
    “Haklı veya haksız münakaşayı terk edene cennet var.” (Hadis Ans: 4/186)
    Biri Hz. Ebubekir’e hakaret ediyor. O susuyor. Tekrar hakaret ediyor, o susuyor.
    Üçüncü defa hakaret ediyor, Hz. Ebubekir cevap verir. Hz. Peygamber üzülür,
    kalkar gider. Hz. Ebubekir (ra) peygamber (as)a:
    – Bana darıldınız mı? Der. O da:
    – Bir melek sana söylenilenleri yalanlıyordu. Ne zaman ki cevap verdin,
    melek çekip gitti. Şeytan geldi. O gelince ben kalktım, der. (Hadis Ans: 4/190)
    Münakaşa edenler Zuhruf Suresinin 58. ayetinde kınanmıştır.
    Buna göre Müslümanlar olarak münakaşayı terk etmemiz gerekir.
    Dini anlatıyorum diyen bile dini tartışamaz. Sadece aynen tebliğ edebilir.
    Din tartışılırsa, yaşanma biter, münakaşa devam eder.
    Hayırların azlığına sebep olan mücadele ve münakaşayı terk edin.
    Burada iki taraftan biri yalancıdır. Neticede iki taraf da günaha girer.
    (Ramuzu’l –Ehadis: 284/12)
    Müslüman tebliğ eder. Yanlış düşünenle münakaşa olmaz.
    Eğer münakaşa edilecek olursa, muhatap kabul edilmiş olur.
    Müslüman dinini başkaları ile tartışmaz.
    Neyini tartışacak, peygamberimiz dini tartışmamıştır.
    Dini ya kabul edersiniz ya da kabul etmezsiniz.
    Üçüncü bir şey olmaz. Din tartışılacak olursa, kafalar karışır,
    şüpheler hasıl olur. En önemlisi yanlış düşüncelerin yayılmasına
    neden olur. Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söyler ya da susar.
    İslam’da bir ölçü vardır: “Senin dinin sana, benim dinim bana.”
    Dinde münakaşa etmek bid’attir. (İmam –ı Azam, Fıkh –ı Ekber)
    Müslümanın fayda sağlamayan tartışmayı terk etmesi,
    ahlakının ve imanının güzelliğindendir.

    Bu insanların bulunduğu yerde hakkı savunmak...
    Cahil, hırsız, aptal, münafık, baştan çıkmış, yalancı, ajan, gafil, sümsük, sinsi,
    aldatan, idraksiz, şuursuz, sahtekar, ahmak, mürtekip, hakir, zelil, cimri,
    rezil, fesat, çamur, yaramaz, hayırsız, terbiyesiz, zıpır, ..., ..., hergele,
    zibidi, miskin, mıymıntı, avare, aylak, belalı, haşarı, kabadayı, hovarda,
    serseri, savruk, çeneli, dangalak, dingil, kaba, temkinsiz, sefih, hımbıl, güdük,
    ayyaş, mübtela, pejmürde, alıngan, geçimsiz, öfkeli, hırçın, tamahkar, huysuz,
    saygısız, asabi, mızmız, lakayt, geveze, şaşkın, avanak, sersem, korkak, ürkek,
    yılgın, dolandırıcı, edepsiz, yankesici, mürai, cimri, kibirli, sefil, inatcı,
    vefasız, ikiyüzlü, Paranoid, Şizoid, Şizotipal, Antisosyal, Borderline, Histeriyonik,
    Narsistik, Çekingen, Bağımlı, Obsesif-Kompulsif...
    Bu insanların bulunduğu yerde hakkı savunmak...
    SİZCE DOĞRU MU?

    KURANI KERİMDE CENABI HAK BUYURUYOR:
    ENFÂL 8/93:22: Allah katında canlıların en kötüsü, hakikate karşı sağır ve dilsiz
    kesilip aklıselimle düşünmeyen kimselerdir.
    PEYGAMBERİMİZ NE BUYURUYOR!!!
    DİN; NASİHATTİR.

    not:Bu yazıyı sana değer vermek istediğim için gönderiyorum.
    Üç aylar hürmetine inşaallah. benim gibi ahmaklara bu yazının belki faydası olur.
    Hamza C. DORUK